Sınıf Yönetimi-Yapılandırmacı Yaklaşim

Archive for the ‘Yapılandırmacı Yaklaşım(Konu İçeriği)’ Category

Giriş

YAPILANDIRMACI ÖĞRENME VE SINIF YÖNETİMİ

                         Bir birey için önemli olan ne yaptığı değil, niçin yaptığının farkında      Olmasıdır.

Eğitimin başlıca dört felsefeden etkilendiği söylenebilir. Bunlar idealizm, realizm, pragmatizm ve varoluşçuluktur. İdealizm ve realizm, geleneksel; pragmatizm ve varoluşçuluk çağdaş felsefeler olarak bilinir. İlerlemecilik ve yeniden kurmacılık pragmatizme dayanan çağdaş eğitim felsefelerindendir.
Pragmatizm,
·        Bir düşüncenin, kavramın ya da kuramın bir tasandan başka bir şey olmadığı;
·        İnsan deneyimleri temel olduğundan eğitim amaç ve yöntemlerin­de esnekliğe, sürekli deneme ve düzeltmelere olanak tanınması ge­rektiğini;
·        Öğrenmede çıkış noktasının öğrenen olduğunu ve bireysel özellik­lerin dikkate alınması gerektiğini vurgular.
İlerlemecilik, değişmeyi gerçeğin özü olarak ele almakta, eğitimin özünü yaşantının ya da deneyimin sürekli yeniden oluşturulması ya da yapılandı­rılmasında görmektedir. İlerlemecilere göre eğitim, etkin ve çocuğun ilgisi­ne göre olmalıdır. Yeniden kurmacılığa göre ise öğretmen bir araştır­ma/proje yöneticisi olarak görmekte ve öğretmen çocuğun sorunu fark et­mesine yardımcı olmaktadır (Akt., Yurdakul, 2004: 19-20). Yapılandırmacı- lığı etkileyen felsefelerin ortak görüşü, öğrenenlerin etkin katılımı ile bilgiyi zihinsel olarak yapılandırmalarıdır. Öğrenen yaşadığı dünyaya ilişkin yoru­munu kendi yapar (Erdem, 2001: 5).
Mergel (1998)’e göre, davranışçı öğrenme kuramı, zihinde herhangi bir şeyin var olduğu düşüncesinden çok, gözlenebilen davranışlara odaklanmış­tır. Yapılandırmacılık da çok yönlü bakış açılarını kabul ederek, davranışçı­lık ve bilişsellik üzerine gelişmekte ve öğrenmenin çevre ile kişisel bir etki­leşim olduğunu iddia etmektedir. Öğrenen, öğrenme biçem ve deneyimleri­ne uygun öğrenme kuramı bulur ve seçerse davranışsal stratejiler yapılan- dırmacı öğrenme durumunun bir parçası olabilir. Yapılandırmacılık, şema ile ön bilgi ve deneyim üzerine dayanması nedeniyle bilişselcilikle bağlantısı vardır. Belki de en önemli fark değerlendirmededir. Nesnelcilikte (davra­nışçı ve bilişselci) değerlendirme nesnelken, yapılandırmacılıkta özneldir. Bu nedenden dolayı ayrı bakış açıları yansıtmaktadırlar. Bununla birlikte, bilişselcilikle yapılandırmacılık arasında bazı paylaşımlar vardır. Bilişselcilik sistem yaklaşımını benimserken, yapılandırmacılık bunu benimsememekte- dir. Jonassen (1991), öğretim tasarımı konusunda şu soruyu sormaktadır “Her birey bilgiyi oluşturmada sorumluysa, tasarımcılar, öğrenme çıktılarının ortak bir takımını oluşturabilirler mi?” İşte bilişselcilik ile yapılandırmacılık arasındaki yol çatallaşması bu sorudan sonra başlamaktadır (Gürol ve De­mirli, 2004).
Bilgi oluşturabilmenin en az dört koşulu söz konusudur.
Bunlar,
·        Birey,
·        Nesne, olgu veya olay,
·        Birey ile nesne, olgu veya olay arasında oluşan bir etkileşim ve
·        Bireyin söz konusu nesne, olgu veya olaya yüklediği kişisel anlam.
Dolayısıyla, bir bireyin bilgi sahibi olması, onun gözlemleri, deneyimleri veya okuma, dinleme ve izleme gibi çeşitli etkinlikleri sonucunda çevresine ait veriler toplaması ve o verilere kendi zihninde bir anlam yüklemesi süreci ile gerçekleşir. Bu durum ise, bireylerin öğrenme sürecine etkin olarak katı­lımlarını ve öğrenme etkinliklerinin onların yaşantılarıyla ilişkilendirilmesini gerektirir. Diğer bir deyişle, öğrenmenin oluşabilmesi için, bireyin yeni olay­ları veya olguları zihninde daha önce öğrendikleri ile ilişkilendirmesi ge­rekmektedir (Saban, 2004: 167).
Ön bilgilerin ve yaşantıların yanı sıra yapılandırma sürecini etkileyen bir başka önemli etken, sürecin içinde yer aldığı sosyokültürel bağlamdır. Birey, çevresinde etkileşimde bulunduğu varlıklara içinde yaşadığı kültürde be­nimsenen anlamlarla bakar. Bir başka deyişle sosyo-kültürel bağlam, bireyin yaşantılarına bazı smırlıklar getirir. En azından çeşitli dillerde çeşitli sözcük­lere yüklenen anlamlar farklıdır. Bazı kültürlerde küfür anlamı taşıyan söz­cükler diğerlerinde şaka anlamı taşıyabilir (Açıkgöz, 2004: 63).

Yapılandırmacılık Nedir?

Tanım1:
Sürekli değişim içinde bulunan dünya, yenilikleri ve gelişmeyi kavrayan, bunun yanında kendi üzerine düşen görevlerin de farkında olan bireylere ihtiyaç duymaktadır. Bir toplumun çağdaş toplumlar düzeyine ulaşması için; bilgilerin, inançların ve duyguların bireylere doğrudan aktarılması yeterli değildir.
Günümüzde bireylerden, bilgi tüketmekten çok bilgi üretmeleri beklenmektedir. Çağdaş dünyanın kabul ettiği birey, kendisine aktarılan bilgileri aynen kabul eden, yönlendirilmeyi ve biçimlendirilmeyi bekleyen değil, bilgiyi yorumlayarak anlamın yaratılması sürecine etkin olarak katılanlardır (Yıldırım ve Şimşek, 1999: 9).
Tanım2:
İnsanların kendi deneyimleri ve düşünmeleri sonucunda kendi bilgilerini ve zihinsel modellerini oluşturdukları şeklindeki yaklaşıma denir. Bunun anlamı şudur; İki kişiden birisi için belli bir anlamı olan bir şey, diğeri için aynı anlamı taşımayabilir. Piaget “ Bilgi, bütün bir şekilde bir insandan diğer bir insana iletilemez, insanların kendi bilgilerini ve kendi anlayışlarını yapılandırmaları gerekir” demektedir. Her çocuk önceki bildiklerini yeni bilgilerle birleştirerek kendi anlamını inşa eder

Yapılandırmacı Öğetim Yaklaşımın Temel Öğeleri

Yapılandırmacı Öğetim Yaklaşımın Temel Öğeleri

Zoharik (1995), yapılandırmacı öğretim yaklaşımının beş temel öğesi ol­duğunu ileri sürer. Ancak, uygulamada bu öğeler birbirlerinden tamamıyla bağımsız veya birbirlerinden kesin çizgilerle ayrılmış olarak düşünülmeme­lidir.
1.Eski bilginin harekete geçirilmesi
2.Yeni bilginin kazanılması
3.Bilginin anlaşılması: Bir bireyin dışarıdan edindiği bilgiye kendi zih­ninde anlam verme süreci başlıca iki şekilde gerçekleşir: 
a.                Belli bir alanda edinilen bilgi, bireyin daha önceki öğrendikleriyle çelişmiyor ve belli bir zihinsel şemaya uyuyorsa, bu bilgi, bireyin bel­leğine olduğu gibi kaydedilir.
b.            Belli bir alanda edinilen bilgi, bireyin daha önceki öğrendikleriyle çe­lişiyor ve belli bir zihinsel şemaya uymuyorsa, bu durumda bireyin bu bilgiyi belleğe kaydetmesi için zihninde yeni düzenlemeler yap­ması ve yeni bir dengeyi oluşturması gerekir.
4.                Bilginin uygulanması: Strong, Silver ve Robinson (1995), öğrencilerin bu etkinliklerde başlıca dört amaçlan olduğunu gözlemişlerdir:
a.                Başarı; öğrencilerin belli bir konudaki beceri gereksinimi,
b.               Merak; öğrencilerin belli bir konuyu anlama ve kavrama gereksinimi;
c.               Özgünlük-, öğrencilerin belli bir konuya ilişkin bireysel katkı gereksi­nimi,
d.               Etkileşim; öğrencilerin belli bir konuda başkalarıyla karşılıklı iletişim ve etkileşime girme gereksinimi.
5. Bilginin farkında olunması: Jonassen v.d., (2000), yapılandırmacı öğ­renme çevrelerinin amaçlarının şu özelliklerden oluştuğunu belirtmektedir: oluşturucu, isteklilik, karmaşıklık, otantiklik, işbirlikçilik (Gürol ve Demirli, 2004). Jonassen (2004)’e göre öğrenme ortamları aşağıdaki özellikleri taşı­malı ve aralarında etkileşim sağlanmalıdır.
Etkin: Öğrenenler, öğrenme aşamalarında nesnelerin etkin olarak ken­dileri kullanıyor olmalı, aynı öğrenme ortamındaki diğer bireylerle paylaşı­ma gitmeli ve ne yapıyor oldukları ile ilgili yansıtıcı düşünme gerçekleştir­melidirler.
Yapılandırıcı: öğrenenler yeni fikirleri öncül bilgileri ile birleştirerek öğ­renmelidirler. Bir şeyleri açıklamaya yönelik kurmaya çalıştıkları yapı baş­langıçta basit tutulmalı, ancak yaşantı, öğretmen desteği ve yansıtıcı düşün­me yoluyla gitgide daha karmaşık hale getirilmelidir.
İşbirlikçilik: Bireyler, gerçek yaşantıda toplum içinde diğerlerinin bece­rilerini modelleyerek, gözleyerek ve paylaşarak öğrenirler. Aynı ortam sınıf içinde de yaratılmalı, öğrenenlerin birbirlerine destek olmalarına olanak sağlanmalıdır.
İstendik: Öğrenme ortamları, öğrenenlerin hedeflerinin ne olduğunu açıkça ortaya koymalarını destekleyici nitelikte olmalıdır.
Karmaşık: Gerçek dünyada sorunlar basit ve tek boyuttan oluşmayabilir. Bu yüzden öğrenenlere basit sorunların yanı sıra, karmaşık ve kötü düzen­lenmiş sorunları da çözme fırsatı sağlanmalıdır.
Bağlamsal: Kavramları, soyutlanmış ve ortak bağlamından uzaklaştırıl­mış kavanozlara koyarak öğretim ortamına getirmek yerine, olabildiğince anlamlı gerçek hayat örnekleri ile öğrencilere vermek gerekir.
Konuşmaya dayalı: Öğrenmenin toplumsal boyutunu göz önüne alarak öğretim ortamındaki öğrencilerin sürekli olarak etkileşimde bulunmalarına olanak sağlanmalıdır.
Tablo 1
Geleneksel ve Yapılandırmacı Sınıf Ortamları
Geleneksel Sınıflar
Yapılandırmacı Sınıflar
1.       Tümevarımadır
2.       Önceden hazırlanmış bir öğre­tim programına sıkı sıkıya bağ­lılık vardır.
3.       Eğitim programıyla ilgili etkin­likler ders kitaplarıyla ilgilidir.
4.       Öğrenciler, öğretmenin bilgiy­le dolduracağı boş depolar olarak algılanırlar
5.       Öğretmenler bilgiyi öğrencile­re aktaran yegane kaynak ola­rak algılanır.
6.       Öğretmenler öğrenci başarısı­nı ve öğrenmesini değerlen­dirmek için sorulara kesin ve doğru yanıt bekler.
7.       Öğrenci değerlendirmesi, ta­mamıyla öğretimden ayrı bir süreç olarak algılanır ve genel­likle testlerle eğitim progra­mının sonunda gerçekleştirilir.
8.      Öğrenciler sınıfta genellikle yalnız çalışırlar
1.       Tümdengelimcidir.
2.       Öğretim sürecinde öğrencile­rin istekleri, ilgileri, ihtiyaçları ve çeşitli konularla ilgili soru­ları geniş yer tutar
3.       Eğitim programıyla ilgili et­kinlikler, geniş ölçüde birincil derecedeki kaynaklara daya­nır.
4.       Öğrenciler kendi öğrenmele­rinden sorumlu olan, çevre­den edindikleri bilgilere kendi zihinlerinde anlam veren ve bu nedenle de öğretimde et­kin olan bireyle olarak algıla­nır.
5.       Öğretmenler, öğrenme süre­cinde bir öğrenen olarak, öğ­rencilerle karşılıklı etkileşime girerler ve öğrenme çevresini düzenlerler.
6.       Öğretmenler öğrencilerin bel­li bir konuda çeşitli görüş ve fikirlerini anlamak için çaba harcarlar.
7.       Değerlendirme öğretim süreci devam ederken, öğretmen gözlemleri, öğrenci çalışmala­rının toplanması ile yapılır.
8.      Öğrenciler genellikle sınıf içinde ve diğerleriyle birlikte çalışırlar

 

Kaynak: Saban, 2004:178.

 

Yansıtıcı düşünme: Öğrenenler ne yaptıkları, ne kararlar aldıkları, kul­landıkları stratejiler ve buldukları yanıtlar hakkında sürekli olarak düşün­melidir. Ne öğrendiklerini netleştirdikten sonraki öğrenmelerde yeni yapılar kurmaları kolaylaşacaktır (Jonassen, 2004).

Yapılandırmacı Sınıf Yönetimi

Yapılandırmacı Sınıf  Yönetimi

Yapılandırmacı eğitim ortamında öğretmen, geleneksel öğretimde alıştığı ve yıllardır sürdürdüğü sınıfta disiplin sağlayıcılık, bilgi dağıtıcılık vb. rollerin­den sıyrılarak öğrenmeyi kolaylaştırıcı bir yardımcı, dost ya da herhangi bir gereksinme anında kendisine başvurulabilecek bir danışman gibi görülür.
Yapılandırmacı sınıf ortamlarının yaratılması, öncelikle öğrenilecek materyalin gerçekçi olmasını ve öğrenci için anlam taşımasını gerektirmektedir. Yapılandırmacı öğrenme kuramı, bireyin eleştirel düşünme, sorgulama, problem çözme ve girişimciliğini ön plana çıkarır (Brook, Brooks, 1993; Marlowe, Page, 1998). Öğretim etkinlikleri, etkin öğrenmeyi destekleyen gerçekçi etkinlikler çerçevesinde yürütülmelidir (Wilson, 1996). Bu etkinlikler, bilişsel üst düzey becerilerinin kullanmasını gerektirir. Etkinlikler, paylaşımcı ve işbirlikçi çalışma ortamlarında yürütülmelidir. Paylaşım ve tartışmaların amacı, var olan bilgilerin yansıtma yöntemiyle paylaşılmasını sağlamak, yeni bilgilerin oluşturulmasını, yani kavramsal farklılığın oluşturulmasını kolaylaştırmaktır. Etkinlikler çeşitlilikleri ve farklılıkları ile ortamı zenginleştirirler. Bu etkinliklere örnek olarak aşağıdakileri sıralayabiliriz (Akar, Yıldırım, 2004):
•       Araştırma ya da proje hazırlamak,
•       Benzetim ya da rol çalışmaları yapmak,
•       Çoklu öğrenme ortamları yaratmak,
•       Durum çalışmaları yapmak,
•       Sözlü durum çalışmalar yapmak,
•       Sorgulamaya dayalı konuşma/tartışma ortamları yaratmak.
Yapılandırmacı sınıf ortamlarının yaratılması, sadece etkinliklerin o bağ­lamda uygulanması ile sınırlı değildir. Öncelikli olarak, yapılandırmacı anla­yışın başarılı uygulandığı ortamlar, gerçek demokrasinin yaşandığı yerlerdir. Bu ortamlarda hem eğitici, hem de öğrenci etkin olarak çalışırlar. Öğrenci, öğrenme ortamına, sorgulayarak, zihinsel çaba göstererek, araştırma yapa­rak, bilinen ya da sunulan gerçekleri sorgulayarak başkalarıyla etkileşimde bulunur ve yeniliğe açık tutumlar geliştirerek katkı sağlar (Deryakulu, 2000).
Bir konuya bütünsel boyutta bakar ve mutlak doğrularla değil, ortamın ve kültürün gerekliliklerini gözönünde bulundurarak esnek yargılar üretir. Sonuç olarak, öğrencinin rolü bilgiyi olduğu gibi alan değil, üreten ya da araştırandır. Yani edilgen değil, etkindir. Eğitici ise, bireyi bilgiye ulaşması için kaynak sağlayan, onlara rehberlik eden, öğrenciyle birlikte öğrenci olan ve araştırandır. Yapısalcı ortamın sağlanabilmesi, eğiticinin yönlendirmesiy­le gerçekleştirilebilir.
Yapılandırmacı öğretmen adaylarının etkin öğrenme ortamlarında daha yüksek güdülenme ile öğrendiklerini ortaya çıkarmıştır. Yapılandırmacı ortam sayesinde, bireyler kendilerini gerçek ve anlamlı öğrenmeyi yansıtan ortamlarda görmüşlerdir. Bireyler sınıf yönetimi konusundaki becerileri öğrenirken, kendilerini öğretmen olarak görmüş ve öğrendiklerini yaşama geçirebilmek için okullardaki farklılıkları ve dinamikleri sürekli sorgulamalardır. Geleneksel öğretim yöntemlerinden yapılandırmacı öğretim ortamlarına geçmenin çok da kolay bir süreç olmadığım, motivasyon ve öğrenmeye katkı sağladığı anlaşıldığı halde, bunun hem öğretmen adayları hem de öğretmen eğitimcilerine fazla yükümlükler getirdiği görülmüştür. Özellikle de portfoy çalışmaları ve işbirlikçi çalışmalar kapsamında bu zorluklar dile getirilmiştir (Akar, Yıldırım, 2004).
Öğretmenin Rolü: Öğretime ilişkin bir çok yaklaşımda olduğu gibi yapı­landırmacı öğrenmede de öğretmen, öğrencilerin önceki ve yeni karşılaştık­ları bilgileri nasıl bağlantı kurarak yapılandıracaklarına rehberlik eder. Öğ­retmenler, aynı zamanda öğrencilerin düşünme becerilerini geliştirmelerin­de onlara öncülük, modellik ederek yardımcı olur. Öğretim ortamını dü­zenlemede, içeriği çoklu yöntemlerle sunmada da önemli bir rol oynar (Duman, 2004: 64).
Asan ve Güneş (2004)’e göre öğretmenin rolü, öğrencilerin zihinsel yapı­larının oluşmasına rehberlik yapmak ve anlama kabiliyetlerinin gelişmesine uygun öğrenme etkinliklerini düzenlemektir. Öğretmen, öğrencinin dikkati­ni çekmek amacıyla bilgiyi kavramsal problemler ve sorular çevresinde or­ganize eder. Öğrenciler kendi sorularını sormaya, kendi deneylerini yapma­ya ve kendi sonuçlarına varmaya özendirilir. Böylece öğrenciler kendi öğ­renmelerini kendileri oluştururlar.
Değerlendirme: Yapılandırmacı değerlendirme ise geleneksel yaklaşımın karşıtı olarak öğrenci öğrenmesini dolaylı değil, doğrudan ölçmektedir. Süreçten ayrı değil sürecin bir parçasıdır. Yapısalcı değerlendirme, süreci ölçmek için kullanılır (Bednar v.d., 1992).
Korkmaz (2004: 69)’a göre yapılandırmacılık kuramına dayalı öğrenme­leri değerlendirme ölçütleri şunlardır:
·        Hedefler ölçüt değildir. Öğrencilerin belli yorumlan yapıp yapma­dığına bakılmaz, sadece bu yorumları ne denli iyi formüle ettikleri ve tartıştıkları değerlendirilir.
·        Bilgiyi yapılandırmayı sağlayan bağlam-merkezli çoklu bakış açıları­nı yansıtan ve anlamı toplumsal olarak algılamaya olanak tanıyan özgün görevler, sorular kullanılır.
·        Ürün değil, süreç yönelimli değerlendirme temeldir.
·        Çoklu değerlendirme teknikleri kullanılır.
·        Değerlendirmenin amacı öğrenciler tarafından belirlenir.
·        Özden (2003)’e göre yapılandırmacı ölçme değerlendirmede;
·        Sonuçlardan çok, öğrencinin yaşadığı öğrenme süreci değerlendiri­lir.
·        Grup çalışmaları değerlendirilir.
·        Öğrenciler ve öğretmen ölçme değerlendirme ölçütlerini birlikte be­lirlerler.
·        Öğrenci başarısının değerlendirilmesi onların ortaya koydukları her türlü ürün (ödev, proje, rapor) ve sınıf içi durumları göz önünde bu­lundurularak yapılır.
·        Bilimsel beceriler, performansa dayalı ölçme değerlendirme ile de­ğerlendirilebilir.
·        Kişisel gelişim dosyaları yardımı ile öğrenciler bir dönem boyunca değerlendirilerek gelişimleri incelenebilir.
·        Öğretmen birebir kişisel görüşmeler yaparak da öğrencileri değer­lendirebilir.
Yapılandırmacılık, öğrenme yöntem ve sonuçlarının kolayca ölçülemedi- ği ve her bir öğrenen için bunun aynı olamayabileceği daha çok açık uçlu bir öğrenme deneyimini destekler (Mergel, [on-line]).

Yapılandırmacı Sınıf Yönetimi İlkeleri

          Yapılandırmacı Sınıf Yönetimi İlkeleri

            Brooks ve Brooks (1999), yapılandırmacı bir öğretmenin genel özellikle­rini ve sınıfta öğretimi gerçekleştirirken neleri yapması gerektiğini şöyle özetlemektedir:

Yapılandırmacı öğretmen;

1. Öğrencinin kendi kendini yönetmesini ve girişimlerini destekler ve cesaretlendirir.

2. Öğrencilerin düşüncelerini, bakış açılarını, içerik ve kavramlar hak­kında ne düşündüklerini değerlendirerek, öğrencilerin gereksinim­lerine ve ilgilerine dayalı bir öğretim gerçekleştirir.

3.Öğretmen, öğrencilerin kişisel varsayımlarını dikkate alarak ne bil­diklerini ve ne düşündüklerini sorar, varsayımlarını karşılaştırıp dünya görüşlerini paylaşarak dersleri onlara göre yapılandırır.

4. Öğrencilerin günlük etkinliklerinin ders programlarıyla bağlantısını göstererek, onların öğrenmedeki ilgilerini genişletebilir.

5. Dersleri küçük bilgi parçaları halinde değil, büyük fikirler çevresin­de yapılandırır. İlk önce bilginin tümüyle öğrencileri yüz yüze bıra­kır. Öğrenciler bilginin tümünü ayrıştırdıklarında kendilerine uygun parçacıkları belirlemelerine yardım eder. Yani öğretim yaklaşımı olarak tümdengelim yöntemi benimsenir. Öğrencilere beklenmedik sorular sorarak öğrencileri analiz, sentez ve değerlendirmeye özendirir.

6. Öğrencilerine hem sorular, hem de bakış açıları, düşünme biçimleri oluşturmaları ve ilişkiler kurmaları için süre tanır.

7. Öğrencilerin öğrenmesini ayrı bir test, kalem, kağıt vb. araçlar kul­lanarak değil de günlük sınıf etkinliği bağlamında değerlendirir. Bu konuda ham verileri ve ilk kaynakları kullanır.

8. Öğrencilerin içeriği değiştirmelerine, öğretim yaklaşımlarını değiş­tirmelerine ve dersi yönlendirmelerine izin verir.

9.Öğrencilerin öne sürdükleri fikirleri destekler.

10. Ham veriler ve temel kaynakların yanı sıra, öğrencilerin etkileşimini sağlayan diğer kaynakları ve materyalleri kullanır.

11.  Öğrencilere ödev verirken sınıflandırma, çözümleme, tahmin ve ya­ratıcılık gibi bilişsel kavramlara yer verir.

12.  Öğrencilerin istekleri doğrultusunda dersin içeriğinde ve kullanılan öğretim stratejilerinde değişikliğe gider.

13.  Çeşitli kavramlar hakkındaki anlayışlarını belirtmeden önce, öğren­cilerin o kavramlar hakkındaki fikirlerini ve anlayışlarını bulmak için çaba sarf eder.

14.  Öğrencilerin birbirlerine açık uçlu ve anlamlı sorular yönelterek araştırma yapmalarını özendirir.

15. Öğrencilerin ilk yanıtlarını genişleterek, onlara eklemeler yaparak ve örnekler vererek, işlenen konulan aydınlığa kavuşturmaya çalışır.

16.  Öğrencilere yönelttikleri sorulara yanıt verebilmeleri için yeterli zaman tanır.

17.Öğrencilerin bireysel farklılıklarına uygun seçenekler sunar, yöner­geler verir, her öğrencinin kendi kararını kendisinin oluşturmasına yardımcı olur.

18. Herhangi bir sorunla karşılaşan öğrencinin sorununu hemen çöz­mek yerine, sorunun bizzat öğrenci tarafından çözümlenmesi yö­nünde çaba gösterir.

19.Öğretmen, öğrencileri birbirleriyle ve kendisiyle konuşmaya özendi­rir.

20.Öğretmen, öğrenme döngüsünü kullanarak, öğrencilerinin doğal meraklarını uyandırmaya çalışır. Bu aşama üç adımdan oluşur;

a. Keşif: Öğretmen, öğrencilere açık uçlu bir görev verir ve seçilen materyallerle uğraşmalarını sağlar.

b.  Kavram Tanımı: Öğretmen, bu aşamada ilgili kavramları öğrenci­lere tanıtır

c. Kavramları Kullanma: Öğretmen, bu aşamada öğrencilerin kav­ramları kullanarak yeni sorunlar üzerinde çalışmalarını sağlar.

Yapılandırmacı Yaklaşımda Öğretmenin Ve Öğrenenin Rölü

      Yapılandırmacı Yaklaşımda Öğretmenin Ve Öğrenenin Rölü

        Öğretmenin Rolü

              Yapılandırmacı öğrenmeyi temel alan bir eğit in programının başarılı olabilmesi için, program uygulayarak öğretmenlerin birtakım niteliklere sahip olması gerekir.

             Yapılandırmacı öğretmen açık fikirli, çağdaş, kendini yenileyebilen, bireysel farklılıkları  dikkate alan ve alana da çok iyi olmanın yanında, bilgiyi aktaran değil uygun öğrenme yaşantılarını sağlayan ve öğrenenlerle birlikte öğrenen olmalıdır(Selley, 1999:22).

             Yapılandırmacı öğretmen; bireye uygun etkinlikler yaratma, öğrenenlerin hem birbirleri ile hem de kendisi ile i!e kurmalarını cesaretlendirme, işbirliğini teşvik etme, öğrenenlerin fikir ve sorularını açıkça ifade edecekleri ortamları oluşturma gibi rolleri yerine getirmek durumundadır (Brooks ve Brooks, 1999:21).

              Öğretmen, öğrenenlerin bireysel farklılıklarına uygun seçenekler sunar, yönergeler verir, her öğrenenin kendi kararını kendisinin oluşturmasına yardımcı olur. Bu noktada öğretmen- yol gösterici ve rehberdir. Öğretmenler, problemi öğrenenler için çözmek yerine öğrencinin çözümlemesi için ortam hazırlarlar (Brooks ve Brooks, 1999: 23).

              Öğretmen düşündürücü sorular sorarak öğrenenleri araştırmaya ve problem çözmeye teşvik eder. Öğretmen, öğrenene soru sorar ama neyi ya da nasıl düşüneceğini söylemez. Yapılandırmacı öğretmen kuzey yıldızı gibidir, öğrencinin nereye gideceğini söylemez fakat yolunu bulmasına yardımcı olur (Brooks ve Brooks, 1999: 23).

               Öğretmen otorite değil sınıf içinde gözlemcidir. Yapılandırmacılıkta sınıf yönetimi emir verme ya da zor kullanma ile yapılmaz. Denetim dolaylı, duygusal ve zihinseldir.

           Öğrenenin Rolü

                 Yapılandırmacı öğrenme, öğrenenin kendi yetenekleri, güdüleri, inançları, tutumu ve tecrübelerinden edindikleri ile oluşan bir karar verme sürecidir. Birey öğrenme sürecinde seçici, yapıcı ve etkindir (Ülgen, 1994: 144).

               Öğrenmenin kontrolü bireydedir. Öğrenmeye öğretmeniyle birlikte yön verir. Öğrenenlerin önceki yaşantıları, öğrenme stilleri, bakış açıları ve hazır bulunuşluk düzeyleri öğrenmelerine yön veren etmenlerdendir. Öğrenen kendi kararlarını kendi alır (Brouks ve Brooks, 1993: 10).

                Birey, zihinsel özerkliğini kullanarak öğrenme sürecinde etkili rol almak için eleştirel ve yapıcı sorular sorar, diğer öğrenenlerle ve öğretmenle iletişim kurar, fikirleri tartışır. Öğrenen, öğrenme ortamlarındaki öğretici sorularıyla diğer bireylerin gelişiminede de katkıda bulunur ( Lin ve diğerleri, 1996: 211).

                 Yapılandırma sürecinde birey, zihninde bilgiyle ilgili anlam oluşturmaya ve oluşturduğu anlamı kendisine mal etmeye çalışır. Bir başka deyişle, bireyler öğrenmeyi kendilerine sunulan biçimiyle değil, zihinlerinde yapılandırdıkları biçimiyle oluştururlar (Yaşar, 1998:695).

                  Mücadeleci, meraklı, girişimci ve sabırlı olmak, yapılandırmacı öğrenmede bulunması gereken kişisel özelliklerdir. Öğrenenler bilgiyi araştırıp keşfederek, yaratarak, yorumlayarak ve çevre ile etkileşim kurarak yapılandırır. Böylece, içerik ve süreci aynı zamanda öğrenirler.

                Yapılandırıcı öğrenme ortamlarında sorumluluğunu yerine getiren bireylerin girişimci olma, kendini ifade etme, iletişim kurma, eleştirel gözle bakma, plan yapma, öğrendiklerini yaşamda kullanma gibi özelliklere sahip olması beklenir (Marlowe ve Page, 1998: 32).

Yapılandırmacı Yaklaşıma Yapılan Eleştiriler

          Yapılandırmacı Yaklaşıma Yapılan Eleştiriler

             Diğer öğretim kuramları gibi yapılandırmacı kuram da bütün öğretimsel sorunları çözecek yegane ilaç değildir. Uygulamada bir takım sınırlılıklar ve sorunlar bulunmaktadır. Bir takım yapılan eleştiriler, bu yaklaşımın gelişi­mini daha tutarlı ve mantıklı hale getirecektir.

            Davranışsal amaçların daha önceden saptanmamış olması, bu kuramın etkililiğini ve verimliliğini sorgulamaya götürmektedir. Ayrıca, öğrencilerin giriş davranışlarına ilginin azlığı da öğrencinin ne bilmesi gerektiği konusunda tartışmaları gündeme getirmektedir.

           Yine, değerlendirme, yapılandırmacı öğrenme çevrelerinde sorun ola­bilmektedir. Değerlendirmenin neye göre ve kime göre yapılması gerektiği açık olmadığından, değerlendirme sonuçlarını karşılaştırmak güç olabilmek­tedir.

Sonuç olarak yapılandırmacı öğretimsel yaklaşımlara yöneltilen eleştiri­ler, geliştirilmesinin pahalı olması, teknoloji gerektirmesi ve değerlendirme­sinin zor olması konularında yoğunlaşmaktadır. Bu yapılan eleştiriler, öğre­tim tasarımını gerçekleştirmenin zor olduğuna yöneliktir (Gürol ve Demirli, 2004).

              Yapılandırmacılığın gelişimine ve ana düşüncelerine bakıldığında, öğrenme-öğretme süreçlerinde köklü değişikliklere gidilmesi gerektiği görül­mektedir. Ancak, bunu yaparken de çok dikkatli olunmalıdır. Çünkü çok rahatlıkla yapılandırmacı öğretim ortamları yerine, kaotik öğretim ortamla­rına kayabilir. Bu olasılığa önlem olarak, uygulamadan önce yapılandırmacı- lık iyi anlaşılmalıdır. Öte yandan, yapılandırmacılık ne kadar iyi anlaşılırsa anlaşılsın ve bu ko­nuda ne kadar kararlı hareket edilirse edilsin, yapılandırmacı öğrenmelerin gerçekleştirilememe olasılığı da vardır. Çünkü yapılandırmacılık; öğrencinin nasıl öğrendiğini açıklar, öğretimin nasıl yapılacağını açıklamaz. Etkin öğ­renme yöntemleri bu gereksinimi karşılamakta, yapılandırmacı düşüncelerin sınıf ortamında uygulanmasını olanaklı kılmaktadır (Açıkgöz, 2004: 67).

               Hangi öğrenme yaklaşımı olursa olsun, bunu kullanacak öğreticinin geçmiş eğitim yaşantısı, yetiştiği toplumun kültürel değerleri ve toplumsal ilişkiler dokusu, öğreticinin kullanacağı öğretim yönteminin seçiminde ve uygulama biçiminde önemli rol oynamaktadır.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.